23 Nisan 2017 Pazar

Genç Sanat 3 ve birlikte yaşama kültürü üzerine:

kültür ve turizm bakanlığı, sanat ve tasarımın çeşitli alanlarından yeni mezun sanatçıları desteklemek için 2015 yılından itibaren “genç sanat” başlığıyla bir güncel sanat proje yarışması düzenlemeye başlamış. ilk iki seneki yarışmanın ortak teması “birlikte yaşama kültürü”. bu seneki yarışmanın ana teması ise “her ne arar isen kendinde ara”.  bu temanın hacı bektaş-ı veli’den bir alıntı olduğu notu düşülmüş posterin altına. oysa hacı bektaş-ı veli’nin söz konusu cümlesi (mısrası) şöyle: “her ne arar isen kendinde ara; kudüs’te, mekke’de, hac’da değil.” özetle bu seneki yarışmanın temasını oluşturan alıntı, etik olmayan bir biçimde, cümlenin yarısı, anlamı bozacak şekilde atılarak oluşturulmuş.

diyelim ki sözkonusu cümleyi dini içeriğinden soyutlamak istediler. Eğer öyleyse en baştan, kendisi alevi-bektaşı inancı bağlamında önemli figürlerden biri olan hacı bektaş-ı veli'den alıntı yapmak pek akıllıca bir fikir gibi durmuyor açıkçası. ama tabi alevilik özerk bir inanç olarak tanınmadığı için türkiye’de, alevi-bektaşi yazını da kendi bağlamı dışında, çeşitli iktidarların gönlünce uyarladığı, manipüle ettiği, kesip biçtiği, kültürel ve ideolojik bir yağma alanına dönüşmüş gibi görünüyor - ki bu da “birlikte yaşama kültürü” bağlamında pek parlak bir tablo oluşturmuyor.

işin ironik tarafı, buradaki kullanımı itibariyle bektaşiliğin islam dünyasının içinde veya dışında kalan farklı inançları ve dini yorumları bir araya getiren formülasyonunun kendisinin sansüre uğratılmış olması. “her ne arar isen kendinde ara; kudüs’te, mekke’de, hac’da değil” cümlesi ile gayet sade ve açık bir dille ortaya konan düşünce, hakikatin dinlerin kurumsallaşmış sembolik biçim ve yapılarının ötesinde, insanda yahut bireyde aranması gerekliliği. (bu arada, "hakikat"in bektaşilikte etik bir kategori olduğunu not etmek gerekir.) dolayısıyla bu önermeye göre örneğin bir müslüman, salt mensubu olduğu din sebebiyle başka bir dine mensup (yahut dinsiz) başka birinden daha erdemli sayılamaz. dolayısıyla “erdem” ve “adalet” ile dinlerin kurumsal yapıları arasında zorunlu ve pozitif bir ilişki yoktur.*

sonuç olarak, bektaşiliğin (yada genel olarak heterodoks islami ekollerin) toplum kavramını din yahut dil üzerinden değil erdem ve adalet üzerinden tarif etmeye yönelik önermesi, hakim ortodoks (sünni) islam anlayışının müslüman kardeşliğini öne çıkaran ve müslümanların üstünlüğüne dayalı ümmet tasavvurunun dışında kaldığı için, hacı bektaş-ı veli’nin cümlesinin yarısı da, islami ortodoksinin parantezine alınarak dışarda bırakılmış gibi görünüyor. peki bu durum “birlikte yaşama kültürü” ile ilgili ne söylüyor?

aslında pek çok şey söylüyor. 

herşeyden önce kendine dön, kendinde ara filan derken kullanılan dil, kelimeler ve sesin kendisi bile bir soygun ve yağmanın eseri. kırık dökük bir “alıntı”... zorla bağlamı dışına itilmiş ve bütün parıltısını yitirmiş bir çalıntı söz.

– sonra hakkaten, ne demek ki “her ne ararsan kendinde ara”? haydi herkes sadece ve sadece kendi ile meşgul olsun, herkes kendi işine baksın der gibi... insan bir de ister istemez önceki senelerin teması “birlikte yaşama kültürü” bağlamına yerleştiriyor cümleyi; bu sefer de ortaya, sadece kendi ile meşgul atomize bireylerin birlikte yaşamaktan ziyade hasbel kader yanyana geldiği artık bir “toplum” olmayan bir “toplam” çıkıyor. ve bu “toplam”a “biz” diyebilmenin tek yolu kalmış gibi görünüyor: herkesin “türk” ve “müslüman” (hatta sünni) etiketleriyle fişlenmiş olması.

* Genç Sanat 3 duyurusu: http://testsite.kultur.gov.tr/TR,173711/genc-sanat-3-guncel-sanat-proje-yarismasina-iliskin-duy-.html
** edit12.5.2017